.

.

<<  Yabgu Nihat Yiğit  >>
.
 

1961 yılında Salihli'de dünyaya geldi. Eğitiminin büyük bir kısmını Salihli’de tamamladı. Askerliğini Diyarbakır’da yaptı. Ecem, Meryem Ayşegül ve Bengisan Yiğit adında 3 kızı, Kunantay Hamza Yiğit ve Mugantay İsmail Yiğit isminde iki oğlu olup 5 bala atası olan Yabgu, Türk tarihi ile ilgili araştırmalar yapmaktan, ata binmekten,  Asya’ya özgün müzikleri dinlemekten, kitap okumaktan, doğa gezilerinden ve doğada antrenman yapmaktan hoşlanır.

 

Mücadele sporlarına 1973 yılında Taekwon-Do ile başladı, daha sonra Shaolin Kung-Fu (1975-1981ile devam etti. Lakin savaş sanatlarında kurgulanmış, fantastik mücadele anlayışından ziyade, kendisini hakikatle yüzleştiren; fiziksel, ruhsal ve zihinsel dayanıklılık eşiğini artıracak, kendisiyle yüzleşmesini sağlayacak sistem arayışı içinde oldu.

 

Bu arayışına cevap olarak hocası, büyük usta Ferhat Özsert ile karşılaştı (1981) ve öğrencisi oldu. Ferhat Özsert usta ile beraber Kyokushin Karateye ve Ashihara Karateye (1986-2001) devam etti. Savaş sanatlarında dönüm noktası, hocası Ferhat Özsert ile başladı. Ferhat Özsert’ten aldığı temel eğitim, anlayış, duruş bugün de Sayokan’ın omurgasını oluşturmaktadır.

 

Yıllar boyunca hem Uzak Doğu’da hem de Avrupa’da bir çok araştırmalar yapıp, faaliyetlere katılma imkânı buldu. Başta Japonya olmak üzere Kore, Çin, Singapur, Malezya ve Thailand’da 5 yıl bulundu. Kyokushin karateden sonra en uzun yaptığı savaş sanatı Ashihara Karate oldu. Böylece mücadele sporlarında derin inceleme ve araştırmalar yaptı. Gittiği ülkelerde çeşitli müsabakalara katıldı ve başarılar elde etti. Bu seyahatleri sırasında iyi derecede Japonca ve İngilizce öğrendi. Ayrıca Urkun (Orhun Göktürk) alfabesiyle iyi derecede okuyup yazabilmektedir. Avrupa’da yaklaşık üç yıl antrenörlük yaptı. Yıllar boyunca gezdiği ülkelerde Uzak Doğu sporlarıyla ilgili kafasındaki sorulara cevap aradı.

 

Tarih boyunca 3 kıtada at koşturan bir millet, önemli savaşlar kazandı, ata ve silaha önem verdi ancak mücadelede bugüne ulaşan bir tarz ve üslup geliştiremedi. Niçin? Yabguya durum ilginç geldi. Araştırdığında durumun aslında sanıldığı gibi olmadığını anladı. Üzeri küllenmiş bilgileri gün ışığına çıkardı ve edindiği tecrübelerle birleştirerek 1999 yılında Sayokan’ı kurdu. Asihara Karateden ise 2000 yılında ayrıldı.  Bu durum Türkiye’de ilginç karşılandı ancak uluslar arası platformda normaldi. Çünkü Japonya, Çin, Kore, Tailand, İsrail, Fransa, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Filipin, Wietnam gibi birçok ülke bunu başarmıştı. Bu milletler, kendi kültürlerinden beslenerek ve milletinin fiziksel kabiliyetini göz önüne alarak spor branşlarını oluşturdu. Yabgu ise durumu daha evrensel düşündü. Öncelikle vatanına ve milletine daha sonra ise tüm insanlığa hizmet olsun diye Sayokanı meydana getirdi. Çünkü Sayokan iyilerin ve iyi olmak isteyen insanların sporu olmalıydı. Sayokan, başta Türk milleti olmak üzere her milletin anatomik yapısına uyum gösterebilecek nitelikte tasarlandı. Yabgu, Sayokan’ı oluştururken pedagoglardan, antrenman bilimcilerden, tarihçi ve Türkologlardan da yardım aldı.